Friday, March 23, 2007

O benim kalbimin şekli değil

Dün bir grafik tasarımcı bir de halkla ilişkiler uzmanıyla tasarım, reklamcılık, ırt kırt (bazı afrika ülkelerinde vırt kırt da deniyor) üzerine tartıştık. Samsung reklamlarından, Turkcell'in Aryan ırk propagandası yapan reklam kampanyasından seke seke laf döndü dolaştı şu kalp şeklinin tasarımlarda kullanılması olayına geldi. Ben o popoya benzeyen şekilden nefret ediyorum, beni tanıyan herkes bilir. Ayrıca bu simgenin kullanılmasının yaratıcılıktan uzak olduğunu hatta insanlık dışı olduğunu savunuyorum, işte dün de savundum. Söyle ey tasarımcı dedim, kan bankası ile ilgili bir kampanya afişinde kalbin işi ne? Aşk-sevgi falansa mevzu, bu popoya benzeyen, evrenselliğini teslim etsem de içinin boş olduğunu bildiğimiz simgeyi kullanmadan derdini anlatamıyor musun? Hangi kaliteli parfümün ambalajında tasarımında kalp şekli var? Bi kaç tane varmış güya, marka hatırlayamadılar, eh olsun, sonradan görmelerdir onların hedef kitlesi dedim. İmitasyon parfüm kullanan biri olarak bu münazaranın içinde o meymenetsiz simgeye her yerden saldırmam icap ediyordu, yoksa CHP'den daha halkçıyım. Neyse, kozmos bana bir oyun oynadı bugün. Sabah geldim, bilgisayarı açtım, tam çay almaya gidicem, kapıda bir adam sesi "Demet hanım burda mı?"... Kargo geldi diye düşündüm öyle mal mal adamın görüş alanıma girmesini bekledim. "Şurayı imzalar mısınız?"... İyi de bu... Bunu kim göndermiş! Hangi gafil?! Kim?!

Ben gül sevmem. Tek gül hiç sevmem. Kutuda tek gülden nefret ederim. Kalpli kutuda tek güldense... Yine nefret ederim. Halkla ilişkilerciyle gözgöze geldik o anda. Sırıtıyordu. "Kızım hani adama yüz vermemiştin?"... Vermedim ki... Veremem. Kutuda gül.

Dede, bizim çay ocağında çalışıyor. Abi, amca falan denmesini istemiyor kendisine, illa "dede". "Gıs, gel gel, enişteden mi?"...

No comments: