Wednesday, January 3, 2007

Herşeye rağmen aile, yaşlılık işte

Yaşlandıkça aile bağlarının önem kazanması durumunu yaşıyorum ki, bunu kendimden hiç mi hiç beklemezdim bir kaç yıl öncesine kadar. Ama.. evet önemsiyorum. Evet çünkü doğum günüm olan 2 ocak'ta annem dört kere aradı. Pastasız kalmamam için kardeşimle uzaktan irtibata geçip türlü komplolar kuran ailemdi. Evet, arkadaşlarım da pastasız bırakmadılar, daha doğrusu pastasız doğum günümü kutlamamı içine sindiremeyen arkadaşlarım da vardı, sağolsunlar, çifte bayram ettik (Herkes pastayı aynı pastaneden almasaydı, yada 6 kişi birleşip danaya girseydiniz gibi espirileri kesinlikle içimden yaptım). Ama hayır, hiç biri kardeşim ve annem kadar önemseyemez. Önemseyenler de zaten artık aileden sayılıyor. Aslında ne doğum günü ne de pasta umrumda, umursadığım şartsız koşulsuz umursandığımı bilmek. Şartsız koşulsuz ve dahi karşılıksız seni mutlu etmek için çalışan birilerinin olması... Aile bu eksiltili cümle işte...
Kuzim, kardeşim... Sizi seviyorum. Sevdiğim çiçeği, sevmediğim yemeği bilen, kestaneli pasta arayıp da bulamayan ve en önemlisi en sevdiğim hediyenin çorap olduğunu bilip de kedili çorap alan herkesi seviyorum. Kaç tanesiniz ki?
Yaşlandıkça duygusallaşıyorum aynı zamanda. Neyse. (yağmur başladı) Ne halt yerseniz yiyin sizi sevicem. Yine de uslu durun.

1 comment:

Anonymous said...

peki sen de bunun farkına geç vardığını mı düşünüyorsun? "keşke gençken daha iyi davransaydım" dedin mi hiç? ama olmuyo işte, ideal yaşı bu demek ki.. 25 ve üstü.