Ağzımı küfürden temizlemeye çalıştığım şu dönemde içinde "derin" geçen her şeye seksist bir takım küfürleri yollamak istiyorum(derin devlet mesela). Cinsiyetimden ziyade hayat görüşüm sebebiyle böylesi küfürlerden arınmayı düşünürken zaten bildiğim bir şeyi tekrar öğrendim. Tek cümlede anlatmayı dilerdim bu öğrendiğim mühim gerçeği, lakin bu mümkün değil. Biraz ayıp edeceğim belki kendime şimdi, çünkü anlatmaya çalışırken benden bağımsız bir gerçeği, kendimden örnek vererek, biraz ifşa edeceğim kendimi, ki Elif Şafak’ın kendini savunması gibi, bu aslen bir “ifşa değil inşa” mahiyetinde olacak. Buradaki samimiyetimin ispatı olarak, vereceğim örneklerin kendimi beğendirmeye dair olmamasının gayet açık olmasını gösterebilirim.
Keşke kelimelere ihtiyacımız olmasa anlatmak için, içimi okusanız öyle kelimesiz cümlesiz.. Neyse, konumuz keder ve seks. Belki şimdiden anlamışsınızdır bile. Gerçi “hepimiz ermeniyiz” sloganına faşist demekte ısrar eden insanların çoğunlukta olduğu hatta Hrant Dink’in öldürülmesine “ohh iyi oldu” diyenlerin varolduğu bir toplumun parçası olduğumuzdan leb deyince leblebinin anlaşılmasını beklemek saflık oluyor. Neyse neyse.
"Keder"in iyi bir afrodizyak olduğu bilgisine sahibim. Filmler, arkadaşlar ve deneyimler sonucu zamanın bir yerinde ulaştım bu bilgiye. Kimseyi yatağa atmak için derdi kederi hiç kullanmadığımı ve ağlayan, problem yumağı bir kadın figürüne hiç iyi gözle bakmadığımı söylemeliyim. Ağlayan bir kadına duyulan sarılma isteğine ve sonuçlarına çok şahit oldum, sonuna kadar izlemedim tabi sessizce ortamdan uzaklaştım. Bittabi ki ben de ağlıyorum, ben de sarılıyorum falan ama buraya şöyle bir “ancak” koymak ve çok açmadan anlaşılmak istiyorum: “ancak” ben Zuhal Olcay ve Nuray Mert’i beğeniyorum ve onları beğenen erkekleri seviyorum. Hatta geçen bir arkadaşımın sloganvari söylemine bir nebze katılıyorum: “Zuhal Olcay’ı sevmeyen iktidarsızdır!” Buraya çok takılmadan kedere dönelim. Yıllar yıllar önce "Yağmurdan Önce"yi (Before the Rain) izlememin ardından çok garip bir ruh halinde bulmuştum kendimi. Savaşla, ölümle ilgili, insanlığımdan utandıran, yaşamdan soğutan bir filmin ardından ne kadar alakasız bir arzuydu o anda hissettiğim. Kadın erkek ilişkileriyle alakası olmayan acıların sebep olduğu kederli olma durumunun ve bu kederdeki umutsuzluğun seks isteği uyandırması garip gelmişti. Çocuklar ölüyor, insanlar sevdiklerinden ayrılıyor, Ahmet Kaya Müjgan’la ağlaşıyor, bombalar patlıyor, kol bacak kafa göz dağılıyor, ben sevişmek istiyorum. Bunun sebebini buldum epey sonra: Umutsuzluğun karşısında yaşamın devam etmeye değer olduğunu hissetmek istiyoruz, yani “yaşamı evetlemek” istiyoruz ve bunun seksten daha iyi bir yolu yok, yaşamı devam ettirmenin en ilkel, en kolay, en zevkli yolu seks. Yaşamı evetlemek için en kederli anımızda seks yapmak istiyoruz ve öfkelendiğimizde can-ı gönülden bir küfür yolluyoruz, gerekirse Allah’a. Bu küfürlerin hepsi de cinsel uzuvlarımızla acı vermeye dair, ve elbette bu kadın için pek mümkün olmağından erkek tarafından oluşturulmuş. “Vajinana penisimi sokayım” cümlesiyle aynı anlamdaki bilindik küfrü en sinir olduğumuz şeylere yönelik savuruyoruz ya… İşte buna karşıydım, kendimi eleştiriyordum erkeklerin küfrünü paylaştığım için. Oysa mesele çektiğimiz acıların, öfkelendiğimiz dangalaklıkların, çaresiz kaldığımız mantıksızlıkların karşısında yaşamı evetleme isteğini tatmin etmek olunca küfür etmek tam yerinde bir davranış olarak gözüküyor. Böyle küfür ediyorum, çoğu zaman böyle ta .mına koyuyoruz yaşamın. Tabi kadınların böylesi bir yaşamı evetleme için cinsellik içerikli küfürler geliştirememesi bu açıklamanın açık noktası. Varsın bir açığı olsun, varsın erkeklerin penislerini yaşamı evetlemek için ödünç alalım sözle, dille.
Böyle. Emin olun söyleyeceklerim bitmedi, ama yazı baştan da belirttiğim gibi (Virginia Woolf’un benden çok çok önce harika bir şekilde anlattığı gibi) yeterli gelmiyor, gözlerime bakmanız lazım.
İstediğinizle istediğiniz kadar seks yapmanızı diliyorum son olarak, zira başımıza gelenlerin tek sebebi kıt kaynakların sınırsız insan ihtiyaçlarına yetmemesi şeklindeki ekonomik etkenler değil. Buradan kapitalizme karşı free sex mesajını çıkaran arkadaşlara youtube’da free hug yazıp aratmalarını öneriyorum.
Monday, January 29, 2007
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment